
Otuz yıl önce de amaç aynıydı: bir işletmeye müşteri getirmek ve o müşteriyi kaybetmemek. Değişen şey, bunu yapmak için kullandığımız araçlar.
Uzun yıllar boyunca şunu gördük: işletmelerin çoğunda parçalar aslında var. Reklam veriliyor, site duruyor, sosyal medya hesabı açık, birileri mesajlara bakıyor. Sorun parçaların yokluğu değil — aralarında bağ olmaması.
Reklam bir ajansta, site başka yerde, gelen mesaj bir telefonun içinde, müşteri kaydı bir deftere ya da Excel'e yazılıyor. Kimse zincirin tamamını görmüyor. Bu yüzden de "bu ay ne kadar harcadık" sorusunun cevabı var ama "ne kazandık" sorusununki yok.
Biz işe bu bağı kurarak başlıyoruz. İşletmenin merkezine bir sistem yerleştiriyoruz; reklam, site, sosyal medya, gelen mesaj, müşteri kaydı ve rapor aynı yere bağlanıyor. Buna çekirdek diyoruz. Kurulduktan sonra iş, tek tek kanalları kovalamaktan çıkıp tek bir akışı yönetmeye dönüşüyor.
Bunlar slogan değil, işi nasıl yürüttüğümüzü belirleyen kurallar.
Bir şeyin çalıştığını söylüyorsak sayısı vardır. Elimizde ölçüm yoksa "böyle olması lazım" demeyiz; önce ölçeriz, sonra konuşuruz.
Garanti veremeyeceğimiz sıralamayı, kaynağı olmayan yüzdeyi, doğrulanmamış rakamı kullanmayız. Kendi sitemizde de.
Hesaplar sizin adınıza açılır. Çalışma biterse sistem çalışmaya devam eder ve sizde kalır. Bağımlılık üzerine iş kurmuyoruz.
Bugüne kadar sağlıktan turizme, endüstriyel üretimden e-ticarete, inşaattan eğitime kadar yirmiden fazla farklı sektörde çalıştık. Her sektörün kendi dili var — sanayide alıcı ürünün teknik adını arar, inşaatta iş bölgeseldir, turizmde talep sezona bağlıdır. İşin mantığı aynı kalıyor, dili değişiyor.
Türkiye'de Bursa'da, Amerika'da Florida'da ofisimiz var. Yürüttüğümüz işlerin çoğu uzaktan yönetiliyor; bu yüzden nerede olduğunuz değil, sistemin ne kadar düzgün kurulduğu belirleyici.
Ücretsiz durum analizi bir satış görüşmesi değil. Mevcut durumunuza bakıp ne çalışıyor ne yakıyor söyleriz; devam etmek zorunda değilsiniz.